Zihgir

24 Ocak 2015 Cumartesi 20:00
12
14
16
18

 Cihan padişahı Fatih Sultan Mehmet yaşamım boyunca beni çok etkilemiştir. Annemin, onuncu çocuğuna “Fuzuli” adını vermesi üzerine, öğretmen okulunda öğrenci olan en büyük abimin uzun bir mektup yazarak “Ben kardeşlerimle gurur duyuyorum.

Yeni doğan kardeşimin adı “Fuzuli” değil Fatih Sultan Mehmet olacak…” diye diretmesi üzerine adım Fatih oluyor.

Belki de adımın Fatih olmasından dolayı İstanbul’un Fatihine hayranım.

Fatih’in meşhur resimleri vardır. Hele bir minyatürü var ki muhteşem. Elindeki bir gülü koklarken. 

Bilmem dikkat ettiniz mi? Gül tutan elinin başparmağında bir yüzük var! Niye yalan söyleyeyim bir cihan padişahının başparmağına yüzük takması çok ta hoşuma gitmemişti. Yakıştıramamıştım, ortaçağı kapatıp yeniçağı açan o büyük hükümdara.   

Zamanla öğrendim tabi. Türklerin, taa Orta Asya’dan beri ok atmak için sağ elinin başparmağına ZİHKİR adı verilen özel bir yüzük taktıklarını kırk yaşına ayak bastığımda öğrendiğimde bir taraftan çok mutlu olmuş, diğer taraftan da mahcup olmuştum. Cehaletime şaşırmıştım. Zihkir’i Macar’lardan, Kanada’lılardan, Amerika’lılardan öğrenmek zoruma gitmişti. 

Zihkir… Ne kadar şiirsel, ne kadar esrarlı bir sözcük.

Osmanlı döneminde kabza alan, günümüz Türkçesiyle lisanslı okçulara Kemankeş deniyordu. Kemankeş olmak o kadar kolay değildi. Zorlu bir eğitim süreci, disiplinli bir çalışma yapan atıcı tirkeş okuyla bin gez (yaklaşık 550 metre) atmadan kemankeş unvanını alamıyordu. Osmanlıda Fatih, Yavuz, II. Mahmut, IV.

Murat üst düzey Kemankeşlerdendi. Ok Meydanı kuralları çok katıydı. “Burası er meydanıdır. Burada Şah-u geda birdir” kuralı geçerliydi. Osmanlıda okçuluk adeta bir ibadet gibi algılanıyordu.

Kemankeşler okuyla, yayıyla tek vücut oluyor ve sağ elinin başparmağındaki Zihkir’i hiç çıkartmıyorlardı. Zihkir, Kemankeş’in vücudunun bir parçası haline geliyordu.

Takı tasarımcılarının, mücevher modacılarının ve üst düzey altın ve gümüş markalarımızın bu esrarlı takıyı keşfedememiş olmasına şaşırıyorum. Bugün, ünlü bir markamız Zihkir’i aslına uygun üretip piyasaya sürdüğünde; hem kültürümüzde ve tarihimizde çok önemli bir yer tutan geleneksel okçuluğu gündeme taşımış olacak, hem de ecdadımızın üç kıtada at oynatan o efsanevi gücünün Zihkir gibi küçük bir takıyla ne kadar bağlantılı olduğu anlaşılmış olacaktır. Ayrıca, gençlerimiz yabancı menşeli takılar yerine kendi tarih ve kültüründen kaynaklanan bir takıya kavuşmuş olacaktır. 

 Türkleri temsil eden en önemli figürlerden biri de son sürat giden bir atın üzerinde geriye dönmüş ok atan bir savaşçı figürüdür.Orta Asya’dan beri Türkler atın üzerinde her yöne ok atmasıyla ünlenmiştir.

Türkler özellikle Osmanlı Ecdatlarımız okçulukta zirveyi yakalamış, dünya rekorlarına imza atmıştır.

Tozkoparan İskender’in 846,5 m’lik rekoru bugün bile aşılamamış ve anlaşılamamıştır.

Fatih’in Orta çağı kapatıp, Yeni Çağı açmasında Osmanlı’nın okçulukta ulaştığı zirvenin büyük önemi vardır.

Fatih’in elindeki kırmızı gül, devletin sevgisini, şefkatini ve gülen yüzünü temsil ettiği gibi, başparmağındaki ZİHKİR de imparatorluğun gücünü ifade ediyordu.  Haziran 2009

Fatih GENEL

 

 

Okunma Sayısı : 3414

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :



+ Benzer Yazılar
» KIYMETLİ BÜYÜĞÜMÜZ...
» ARI’NIN GİZEMİ
» ÇEVGAN
» OK ve YAY
» SİSTEM Mİ BİREY Mİ?
» TECRÜBE
» AHAL TEKE ATLARININ İZİNDE TÜRKMENİSTAN
» YENİ ZELANDA
» Eğitim Veriyormuş Gibi Yapmak
» Dünyanın Merkezinde Türkiye
» THANKS
» ALEXANDER THE GREAT
» SU KİRLİLİĞİ
» RENK NEDİR?
» Büyük İskender M.Ö.336
» Çerkez Kılıcı
» Milli Mücadeleye Farklı Bir Bakış
» Mukaddes Yolculuk
» Osmanlı Kılıcı
» Piri Reis


scroll up